Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 8 Ağustos günü 1975’in, hatta bugüne dek dünya tarihinin kaydettiği en büyük felaketlerden biri yaşanmak üzereydi. Çin, 1 yılda aldığı kadar yağışı sadece 24 saatte almıştı. Bu kadar suyu depolamaya ihtiyacı hiç olmamıştı. Zaten barajlar çoktan maksimum sınıra ulaşmış, yağışlar artık tehlikeli olmaya başlamıştı. Ancak yağmurun durmaya niyeti yoktu. Sonu felaket olacak bu yağışlar, saniyeler içinde Çin’e ölüm getirecekti. 26 Ağustos’ta Nepal’de yaşanan ve belki de izleri yıllarca silinmeyecek olan sel felaketi gibi, Çin de bir ağustos gününde kâbusu yaşamıştı. Binlerce insan yaşamını yitirmiş, kayıpların sayısı yüzleri bulmuştu. Bu iki felaket arasında benzerlikler neydi? Ağustos ayı büyük seller için bir tesadüf müydü? Meteoroloji Mühendisi ve Hidrolojist Mustafa Diren ve Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı’ndan Meteoroloji Mühendisi Adil Tek yaşananların perde arkasını Milliyet.com.tr’ye anlattı.

1975’TE ÇİN’İ BOĞAN SEL! 1 YILDA YAĞMASI GEREKEN 24 SAATTE DÜŞTÜ
Çin 1975’in ve gelmiş geçmiş tüm zamanların en şiddetli yağışlarından birini 8 Ağustos günü almıştı. Henan eyaletindeki tarihi Banqiao Barajı ve diğer 61 baraj, Nina Tayfunu’nun karaya ulaşmasının ardından ağır hasar almıştı. Bir sızıntıdan bahsetmek mümkün değildi. Ancak baraj ayakta da değildi. Yani olabilecek en kötü senaryo yaşanmış 1 yılda yağması gereken yağışlar 24 saatte düşünce barajın duvarları aniden çökmüştü. Binlerce metreküplük su saniyeler içinde serbest kalmıştı. Ne yazık ki bu yıkım Banqiao barajının yıkılmasıyla sınırlı kalmamıştı. Onun ardından tam 61 baraj daha yıkılmış ve sular Henan Eyaletini kaplamıştı. Ortalık tanınmaz haldeydi. Kim nerede, orada ev mi var hiçbir şey belli değildi. Sel 5 milyon ila 6,8 milyon evin yıkılmasına neden olmuştu. Akıllarda ise bunu yalnızca yağışla gelen bir felaket olup olmadığı vardı. Barajların inşasıyla ilgili araştırmalar sonuçlandığında pek çoğunun eski Sovyet mimarisinde yapıldığı ve dev su kütlesini tutan duvarların yığma taş olduğu anlaşılmıştı. İçi demirle dolu betonarmelerin yanında üst üste dizilip arasına harç sürülmüş taşlardan oluşan bir duvarın suyu tutmasını beklemek saçma olurdu zaten.

Banqiao Barajı da tıpkı yıkılan 61 baraj gibi belirli bir yağış oranına göre hesaplanarak inşa edilmişti. Bin yılda bir meydana gelen günde 300 mm’lik yağış olayına göre tasarlanmış olsa da tayfun merkezine yakın bir yerde sadece bir günde, normal yıllık yağıştan (1.060 mm) daha fazla yağış düşmüştü. Bu felakete kadar barajların tasarımı, su depolama amacına aşırı odaklanmıştı. Selleri önleme potasiyeli göz ardı edilen yapılar da yağışlara dayanamayıp çökmüştü. Ayrıca Çin’de hidrolojik veriler eksikti ve artık yeni yapılan rezervuar, ‘bin yılda bir’ görülen 306 mm günlük yağış ve 3 günde 530 mm yağışı karşılayacak şekilde tasarlanmak zorundaydı. 230 bin kişinin öldüğü bu afet, Çin için kötünün iyisiydi. Çünkü 1931’de Çin’de yaşanan sellerde 422 bin 499 ila 4 milyon kişi hayatını kaybetmişti. Üstelik bunlar da yine bir ağustos gününe, 25 Ağustos’a denk gelmişti. 1975’te Çin nüfusu 916 milyon 395 bindi.

DEPREM Mİ SELDEN, SEL Mİ DEPREMDEN? NEPAL’DE YAŞANANLARIN ARKA PLANI
Nepal belki de tarihin en karanlık günlerini yaşıyordu. Yüzlerce insan hayatını kaybetmiş, felaketin detayları ve sonucu belki de uzun araştırmalar sonucu netleşmek üzere soru işaretleriyle dolmuştu. Nepal ve Tibet arasındaki sınır bölgesinde meydana gelen heyelan ve sellerde yüzlerce kişi halen kaybolmuştu. Depremler ve sel birbiri ardına yaşanmış, ancak 389 kişiyi hayattan koparan kayıp sayısının bini aştığı bu felaketin nedeni kesinleşmese de uzmanlar, sellerin büyük bir buzulun çökmesinden kaynaklandığını düşünüyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) her şeyin başında Nepal’de 4,4 büyüklüğünde bir depremi son depremler listesine eklemişti. Aslında bu bildiğimiz bir deprem olmayabilirdi, yani tektonik ya da volkanik bir yeraltı hareketi kaynaklı değildi. Sarsıntı devasa bir buz kütlesinin yıkılmasıyla oluşan yeryüzünü titreten ve listelere deprem olarak yansıyan bir kuvvet olabilirdi. Buzun çökmesiyle oluşan enerji ve yıkım, peşinden seli ve Nepal’i yutacak felaketi getirmişti. Üstelik bu tsunami gibi bir kaçma şansı da tanımamıştı. Su kütlesinin yaklaştığını gördükten 1 saniye sonra Nepallileri sel yutmuştu. Yani eğer ışınlanmak gibi bir yeteneğiniz yoksa kaçma şansınız sıfırdı.
Alıntı Metni

BÜYÜK SELLER AĞUSTOS’TA MI OLUR? TÜRKİYE İÇİN SEL NE DEMEK?
Çin’de yaşanan korkunç felaket ile yine bir ağustos günü yaşanan Nepal seli arasında benzerlikler olduğu kadar büyük farklar da var. Hidrolojist Mustafa Diren bunları, “Baraj yapımlarında baraj güvenliği için dolusavak boyutlandırmaları çok önemlidir. Dünya çapında genel kabuller olmakla birlikte her ülke baraj dolusavak boyutlandırma kriterlerini kendi şartlarına göre belirler. Eğer yetersiz bir boyutlandırma söz konusu ise aşırı yağışlar nedeniyle baraj güvenliği tehlikeye girebilir ve Baraj yıkılmalarına sebebiyet verebilir. Baraj yıkılmalarıyla ilgili dünyada bir çok olumsuz örnek vardır. Türkiye, baraj yıkılmalarının hiç gözlenmediği birkaç ülkeden birisidir. Bunda DSİ tarafından koyulan baraj dolusavak boyutlandırma kriterlerinin son derece korumacı olmasının etkisi büyüktür. Özetlersem Çin’deki taşkında baraj yapımı konusunda Çin’nin o tarihlerde tecrübesiz olması, aynı anda aynı birden fazla barajın inşa halinde olması, Sovyetler Birliği’nden gelen inşaat mühendislerinin yapıma öncülük ediyor ve inşaatı denetliyor olması, taşkın anındaki iletişim ve yönetimsel sorunlar Çin’deki taşkının çok büyük şiddetle yaşanmasına yol açmıştır. Bir başka deyişle Çindeki taşkının boyutunun bu denli büyük olmasının nedeni Nina Fırtınasından çok insan kaynaklıdır. Nepal’deki taşkınının ise, buzul kaymasına bağlı olarak yaşandığı tahmin ediliyor. Yani Nepal taşkında Çin’deki taşkının aksine doğal süreçler söz konusu” diye açıklıyor. Peki ama iki felaketin de ağustos ayında yaşanması bir tesadüf olabilir mi? Adil Tek şöyle açıkladı:
“Akdeniz’de deniz sıcaklıkları normal değerlerin 3 ila 4 derece üzerinde. Bu sıcaklık da Akdeniz’in çok ısındığı anlamına geliyor. Özellikle sonbaharda kuzeyden gelecek, yani kutup kökenli soğuk havanın işte Akdeniz’le buluşması sonucu buralarda çok kuvvetli konvektif yağışlar meydana getirme olasılığı çok yüksek. Bu durumda özellikle de Ekim ve Kasım ayları öncelikle Akdeniz’de ve yurdun büyük bir bölümünde sel baskınları taşkınlıklar getirebilir. Bu bugünlerde tedbir alınması gerekir. Bununla ilgili tedbir alınması için şimdiden düşünülmesinde fayda var. Normalde bir bölgenin belli bir yıllık ortalama yağış oranı olur. Bu uzun yıllar içinde hesaplanır. İstanbul için yıllık ortalama yağış miktarı 600-700 kilogram ortalama yağış. Ancak İstanbul’da bir günde 200 kilogramlık yağışın düştüğünü de biliyoruz. Yani yıllık yağışın neredeyse yarısı İstanbul’a birkaç günde düşebiliyor. Denize yakın olan yerlerde yani kıyı bölgelerinde denizle soğuk havanın beslenmesi daha fazla oluyor. Sistem de arka plandan kendini çok besliyorsa yani kuzeyden akış devam ediyorsa kesilmiyorsa o sıcak hava akışı ile buluştuğu zaman buralarda bakıyorsunuz ki bir günde çok büyük yağış düşebiliyor.”
‘Yenidoğana şifadan çok zarar!’ Anadolu’nun asırlık geleneği: Ter kokmasın diye bebeği tuzluyorlar
Çin-Nepal sınırında peş peşe felaketler! 5.0’lik deprem sonrası kırmızı alarm; sel uyarısı verildi






